Kore'de intihar

Bizim medya ve televizyonlar bu haberi sunarken; “Günde en az 40-50 kişinin intihar ettiği,  intihar sıralamasında dünyada ilk sırada yer alan Güney Kore’de…” diyerek başlıyor ve Kore’nin imajını önce güzelce bir sıfırlıyor. Sonra yoğun iş temposu ve strese bağlı artan intiharların ve depresyonların önüne geçmek için sıra dışı  yöntemlere başvuruyorlar diyerek de durumu düzeltmeye çalışıyorlar.

İnanlardan Daha Hassas ve Saygılılar

Kore’de farklı ve orijinal terapiler intiharın gölgesinde kalmamalı. Halkının %50’ye yakını hiçbir dine inanmıyor ama  saygı, anlayış ve evrensel insani değerle açısından günümüzde inananlardan daha hassaslar oldukları da su götürmez bir gerçek aslında…

Aslında esas mesele toplum sağlığı için çözümler üretmek üzerine kurulu ve bunda da oldukça başarılılar aslında. Tarifi ise çok basit, eğer bir kişinin ölüme meyli varsa , daraldıysa veya bunalım takılıyorsa bu tarz yerlere başvuruyor. Sonrasında da bir nevi grup terapisi ile ölüme meyilli olan bunalımlı kişileri tabuta konarak, ölümün nasıl bir his olduğunu hissetmesi sağlanıyor. Dolayısıyla hayatlarının ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlamak isteyen yüzlerce Güney Koreli, “ölmeden önce ölüm hissini veren” kurslara katılıyor. Hani Kuranı Kerimde ”Bütün bütün iştahınızı kesen ölümü sık sık hatırlayın” (Kıyamet Suresi) diyor ya acaba bunu mu duymuşlar bir yerden.

Tabutta Ölüm Deneyimi

Jeong Yong da bunlardan bir tanesi. Jeong Yong’un, açtığı rehabilitasyon ve eğitim merkezinde, gençlere ölüm deneyimi yaşatarak onların hayata bağlanmalarını, ölümü istemekten vazgeçmelerini sağlamaya çalışıyor.

Gençler, kendi tabutlarının başında müzik eşliğinde ölüm meleğinin gelmesini bekliyorlar. Jeong Yong daha sonra ışıkları loşlaştırılan salonda gençlere yaşamın güzelliği üzerine kısa bir konuşma yapıyor ve gençler Güney Kore geleneklerine göre kefenlerini giyerek, ellerinde resimleri ile birlikte tabutlara giriyorlar.

Gençler tabuta girdikten sonra tabutların kapakları kapatılıyor ve gençler en az 10 dakika karanlıkta tabutun içinde yalnız başlarına kalarak, ölüm duygusunu yaşıyorlar. Bu esnada dışarıda ise yine Güney Kore gelenekleri uyarınca cenaze merasimi yapılıyor ve gençler tabutun içinde kendileri için yapılan cenaze törenini, duaları ve konuşmaları duyuyorlar.

10 dakika sonra tabut kapakları açıldığında tabuttan çıkan gençlerin bazılarının ağladığı, bazılarının kan-ter içinde ve ürkmüş oldukları gözlenirken, kendilerine sorulan ölüm mü, yaşam mı sorusuna tabuttan çıkan gençlerin hemen tamamına yakını “kesinlikle yaşam, tabutta ölümü tattım ve yenilendim, yeniden hayata bağlandım, ölümü aklıma bile getirmem, kendimi öldürmeyi ise asla bir daha aklıma getirmem” yanıtını veriyor.

Ölüm deneyimi seansı bittikten sonra Jeong Yong, gençlere yaptığı kısa konuşmada onlara dünyaya ve yaşama yeniden dönmenin tadına varmaları, mutlu olmaları gerektiğini ve hayatta hiçbir şeyin yaşamdan daha önemli olmadığını belirtiyor ve sonra kendilerine sertifikalarını takdim ediyor.

Başkent Seul’deki sıradan bir işyeri binasının büyük bir odasında bir şirket çalışanları, kendileri için temsili cenaze töreni yapıyorlar. Kefen yerine beyaz kıyafetler giyinmiş ofis çalışanları önce sıralara oturup ölmeden önce sevdiklerine son mektuplarını yazarken, hafif burun çekmeler yavaş yavaş mendillerin yetişmediği avaz avaz ağlamalara dönüşüyor.

Tabut Çivileniyor

Ve olayın zirvesini oluşturan an geliyor: Herbiri kalkıp odaya kendileri için yerleştirilmiş tabutların başına gidiyor. Bir an duruyor, sonra tabutun içine girip yatıyorlar. Kimi kucağında kendi çerçeveli fotoğrafını kucaklamış olarak kimisi kara kurdelalarla süslenmiş olarak yatmayı tercih ediyor. Onlar yata dursun, tabutların kapakları kapatılıp, Azrail’i temsil eden uzun şapkalı siyah giysili biri tarafından çivileniyor.

Katılımcıların hayatının anlamını değiştirmeyi ve kendilerini tanımak için bir şans tanımalarını sağlamayı vaat eden kurs kapsamında kendi cenaze törenlerine uygun giyinip hazırlanarak bir tabuta giriyor. Kursların intihar oranlarının en yüksek olduğu yaş grupları olan 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kişilerde başarılı sonuçlara ulaşıldığı belirtiliyor.

Ölüm Yolculuğu… Ölüm ve Yaşamın Farkı…

Karanlıkta tabutun içinde upuzun yatarken hayatın anlamı üzerine düşünüyorlar. Bu tuhaf ve karanlık ritüel, onlara hayatın değerini anlamaları için hazırlanmış. Tabutlarına girmeden önce terapiye katılanlara, sıkıntılar içinde yaşayan insanların, örneğin son günlerini yaşayan bir kanser hastası ya da doğuştan kolsuz ve bacaksız olup yüzmeyi öğrenmiş birinin hikayelerini anlatan videolar gösteriliyor.

Çeşitli şirketlere çalışanlarının ruh sağlığı için temsili cenaze törenleri düzenleyen Seul’deki Hyowon Sağaltma Merkezi’nden Jeong Yong-mun “Bütün bunlar, sorunlarıyla yüzleşebilmeleri ve onları hayatlarının bir parçası olarak kabul etmelerini hedefliyor” diyor. Jeong Yong-mun bu mesleğe geçmeden önce cenaze levazımatçısıymış.

Cenaze Terapisi Gerçekten Etkili mi??

Güney Kore, iş yaşamına da yansıyan gayet hiyerarşik ve ataerkil bir kültüre sahip. Bu nedenle çalışanların şirket politikalarını eleştirmesi pek olası değil, ama yine de tabut-terapiden gerçekten etkilenmiş görünüyorlar.

Cho Yong-tae tabuttan çıkarken,

“Bir çok hata yaptığımı farkettim. Bundan sonra çok daha hevesle çalışmayı ve ailemle daha çok zaman geçirmeyi umuyorum”

diyor.

Şirket genel müdürü Park Chun-woong işverenin sorumluluklarının ofis dışında da devam ettiğine inanıyor.

Çalışanlarını yetiştirdikleri için duyduğu şükranı ifade etmek üzere, onların anne babalarına çiçek göndermesi buna bir örnek.

İnsanın aklına şu soru geliyor. Eğer bir dine inanmayanlar böyle davranıyor ve böyle düşünüyorsa Allah’a inanların sıfatı ve ölüme yaklaşımı nasıl olmalı?