İngilizce’yi iyi konuşamamak herkes gibi Kore’nin de önemli problemi. Onlar da nasıl etsek de şu İngilizce ‘yi şakır şakır konuşsak derdindeler. Koreliler de ana okulundan itibaren İngilizce öğrenmeye başlıyor. Yetmiyor okul sonrası kurslar, dershaneler veya özel derslerle öğrenmeye çalışıyorlar ama yine de istenen seviyede olmadıklarını düşünüyorlar. Son zamanlarda Kore’de bu konu enine boyuna tartışılıyor.

 Aslında o kadar da fena değiller. 45 yaş ve üzerindeki insanların İngilizceleri iyi olmasa da fena değil. Gençlerde bu oran bizdeki gençlere göre kat kat yüksek. Kore’deki doktorların çoğu, hemşirelerin de bir kısmı İngilizceye hakim. Bazı doktorlar Yabancıları muayene ederken hastanın yanında Korece bilen birini isteseler de aslında İngilizce biliyorlar. Hastalıkla alakalı komplike olaylarda kelimeler yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için böyle bir yolu tercih ettiklerini düşünüyorum.

Kore’de de taksilerde, çarşıda pazarda,  marketlerde İngilizce bilen az. Bazıları bilse de İngilizce konuşmayı tercih etmiyor. Çekiniyorlar. Turistik amaçlı Türkiye’ye giden bazı öğrencilerim 3 ayda öğrendikleri Türkçeyi bile kullanmak yerine İngilizce konuşmayı tercih ettiklerini söylüyorlar. Türkiye’de Kime sorsanız derdini anlatacak kadar İngilizce biliyorum demesine bakmayın.  Bence bizde bu kadar İngilizce bilen yok.

Ülkelerin İngilizce seviyelerine baktığımızda; Güney Kore 679 puan (TOEIC) ortalamasıyla 19.sırada. Bize göre çok üst seviyedeler. Türkiye ise 569  puanla 38.sırada. Günlük konuşma ve pratik olarak biraz çekindikleri doğru ama İngilizceye bayağı hakimler. Kore PİSA Matematik testinde dünyada ilk dörtte olunca İngilizcede 19.sırada olmayı gururlarına yediremiyorlar diye düşünüyorum. Adamlar daha da kasıyor.

Bir Koreli dostuma neden bu kadar kasıyorsunuz, rahat olun dediğimde; “Hocam 1997 yılından beri İngilizce ilkokullarda zorunlu, özel eğitim harcamalarımızın %41’ni ve zamanımızın çoğunu buna ayırıyoruz. Sonuç bu olmamalı. Artık bizden geçmiş olabilir ama eğitimcilerimizin ve çocuklarımızın bu İngilizceyi halletmeleri gerekir.” diyor.

Ama neden, çocuklara yazık değil mi? dediğimde; “Kore G20 ülkeleri arasında 7 veya 8.sıra. Bunun bir sorumluluğu ve ağırlığı olmalı. Samsun, LG, Hyundai ve Kia gibi teknolojik ve otomotiv markalarla dünyaya entegre olmuş bir ülkenin gençleri dil yönüyle de entegre olabilmeli. Babalar markayı veya ülkeyi bir yere getirmiş ama bunu daha ileriye götürmek dünya dili olan İngilizceyi bilen gençlerle olacak. CEO’larla bir yere kadar gidiyor ama kendi çalıştırdığınız elamanlar kadar İngilizce bilmezseniz bu gelecek adına bir sıkıntıdır. İngilizce geleceğe yatırımdır yoksa Kore uzun vadede kabuğuna çekilir ve ilerleyemez.” diyor. Ne diyelim adam haklı beyler. Zirveye bir kere çıkmak marifet değil, zirvede kalmak marifetmiş.

Çok dağıtmadan tekrar konuya tekrar dönecek olursak; okuldan sonraki kurslardan dolayı öğrencilerin kendilerine fazla vakit kalmadığı, hatta uykularını bile tam alamadıkları düşüncesiyle liselerde kredili sisteme geçmeyi planlarken ilkokullarda da İngilizce ders saatlerini düzenlemeye gidiyor.

Eğitim bakanlığı, Mart 2018’den itibaren İngilizceyi anaokullarında tamamen kaldırma, birinci ve ikinci sınıf öğrencileri için de okul sonrası İngilizce derslerini kaldırmaya karar verdi. Eğitim bakanlığı, kararla ebeveynler ve öğrencilerin yükünü hafifletmeyi amaçladıklarını söyledi. Artık İngilizce, ilköğretim müfredatında üçüncü sınıftan itibaren başlayacak.

Ancak Koreli aileler çocuklarının İngilizce öğrenmeye başlaması için üçüncü sınıfın çok geç olduğu kanaatindeler. Anaokulunda okuma-yazma bilmeden İngilizce öğrenmemesi normal. Çünkü Korece yazı karakteri de farklı olduğu için öğrenme güçlüğü çekiyorlar. Koreli öğrenciler anaokulunda okumayı ve yazmayı öğreniyorlar. Ama birinci ve ikinci sınıfta olması gerektiğini düşünüyorlar.

Kendisi de bir eğitimci olan Türkçe dersi öğrencime göre; “Bu karardan sonra birinci ve ikinci sınıf öğrencisi olan aileler daha fazla stres yapacak. Çünkü şimdi çocuklarını özel derslere kaydetmek, anadili İngilizce olan bir öğretmen bulmak ya da kendi başlarına öğretmek zorunda kalacaklar. Okul sonrası programların her ay 50.000 ila 80.000 won arasında maliyeti var, ancak özel kurslar ve dersler çok daha pahalı. Bu da düşük gelirli ailelerin çocukları için İngilizce eğitimini biraz etkiler gibi. Yalnızca özel dersleri canlandıracak ve eğitim eşitsizliğini derinleştirecek.” diyor.

Başka bir Koreli dostumun düşüncesi ise: “Dil öğretmek okulun görevi. Bunu sonrada kurslarla takviye yapmakla olmaz. Başka ülkelerde de olduğu gibi yabancı dili öğrenmenin en iyi yöntemlerinden biri mümkün olan en kısa sürede başlamaktır. Bu nedenle ülkemizde üçüncü sınıfta İngilizce eğitimine resmen başlama fikri pek mantıklı değil. Bana göre karar gözden geçirmeli ve ilköğretim İngilizce eğitiminin etkinliğini artırmanın başka yollarını bulmalı.” diyor.

Güney Kore’de özel yabancı dil dersi verdiğim için psikolojilerini az çok anlıyorum. Ana dili Türkçe olan birinden Türkçe öğrenmek varken daha ucuz diye Türkiye’de Türkçe öğrenmiş Koreli birinden Türkçe öğrenmeyi tercih etmiyorlar. Sadece Türkçe konuşuyor olmak da yetmiyor, dil bilgisine hâkimiyetinize, kaç yıllık tecrübeniz olduğuna da çok dikkat ediyorlar.

Özel derse gelen öğrenciler ilk derste tamam mı devam mı, memnun olup olmadıklarını hemen ifade ediyorlar. İlk derste notunuzu veriyorlar. Biz de olsa; ayıp olur adama falan deriz. Beğenmezse bir daha da gelmiyor. Gelmemesi de normal. Bizden farklı olarak beğenilerini veya eleştirilerini hemen sosyal medya ve özellikle Naver blog sayfalarında da paylaşıyorlar. Burada internet çok yaygın olduğu için birinci başvuru kaynakları oluyor. Aslında işinizin hakkını veriyorsanız bir çeşit kendinizi reklam da yapmış oluyorsunuz.

Bu sadece eğitim alanında değil her alanda böyle. Kore’de bir şey alacaksanız veya bir şey yapacaksanız yapmadan önce blog sayfalarında o konuyla alakalı yorumlara göre hareket edebilirsiniz. Daha sonra sürprizle karşılaşmıyorsunuz.

Bu bizim dersaneye göndermek için ineği satma hikâyesine pek benzemiyor. Bu biraz da yabancı dili daha nasıl geliştirilebilirin kavgası. Yeni gelecek bir sistem veya uygulamanın artısını eksisini, önünü arkasını iyi araştırıyor, sorguluyor, işin peşini bırakmıyorlar.

Eğitim seviyesi ve üniversite mezunu oranı çok yüksek olunca burada sistem, “ben dedim oldu” şeklinde oldu bittiyle hemen değişmiyor. Liselerde kredi sisteme geçeceğini duyurdu ama gerekli fiziki, teknik alt yapı ve öğretmen ihtiyacı tamamlandıktan sonra ve pilot uygulamalarda çıkacak kanaate göre 2023 yılında geçecek.

     Eğitimci olduğumuz için Kore’deki hayatın eğitim ve kültürel yönüne daha çok ağırlık verdik. Ama kitap, sağlık, sinema ve diğer alanlarla alakalı yazıları da kaleme alacağım. Her hafta SALI günleri yeni bir konuyla karşınızda olmaya çalışacağım. Yazılarla ilgili duygu ve düşüncelerinizi bekliyorum.