Bu yazımızda Kore hükümeti ve Özellikle Devlet Başkanı Moon’un Covid-19 yüzünden kiliseler ve din adamlarıyla savaşını ele aldık. Yazıda şubat ayından bugüne kadar olan siyasi ve dini çekişmeyi izaha çalıştığım için biraz uzun ama Kore’yi daha iyi anlama adına faydalı olacak. Sabırla okuyacağınızı umut ediyorum.

 

Daha önceki yazılarımızda Kore’nin Covid-19 mücadelesinde dünyaya örnek olduğunu hatta bizim de bazı yönleriyle örnek almamız gerektiğini mart ayındaki Türkiye’ye virüsle mücadele örneği Kore  yazısında bahsetmiştik. Evet, Kore  ilk başlarda kontrol altına almak için hasta hasta takipten tutun da nezle olana bile test yaparak her türlü önlemi aldı. 

 

Virüsle mücadelede Kore dünyaya örnekken

 

Aylar boyunca Güney Kore, ekonomisini çalışır durumda tutan ve en büyük şehirlerini sokağa çıkma yasağı gereği duymadan ve küçük işletmeleri kapatmadan,  dükkanları kilitlemeden veya erişimi yasağı içermeyen teknoloji ve teknik takip modelini kullanarak salgını kontrol etmeyi, kollektif hareketle başaran birkaç ülke arasındaydı.

 

Güney Kore, virüs görülen kişilerin tespiti ve  kimlerle temasa geçtiğini izleme, isteyen herkese ücretsiz virüs testi yapma ve ev dışında her yerde yüz maske kullanımını zorunlu tutma uygulanması, her gün sabah rakamları  vererek, halkın da  mücadeleye gönüllü destek çıkması ve önlemlere riayet edilmesiyle daha büyük bir salgının yayılmasını Kore hükümeti kontrol etmeyi başardı.

 

Virüste ikinci dalganın sebebi de kiliseler

 

Ancak ne olduysa büyü bozuldu, ağustos ortasına kadar ülke 10’lu rakamları konuşurken birden  sayılar tekrar yüzler, iki yüzlerle üç haneli rakamlar ifade edilmeye başlandı. İkinci dalgaya tanıklık etmeye başladı. 

 

Kore’de çıkan haberlere ve covid-19’un kümeler halinde görüldüğü şehir ve yerlerle ilgili raporlara göre, bu ikinci dalganın sebebi protestan kiliseleri. Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in baştan beri günah keçisi olarak bu kiliseleri göstermişti.

 

Ocak ayından bu yana çeşitli enfeksiyon kümeleri görülürken, hükümet bu küme vakalarının sebebi ülkenin en büyük kiliselerinden bazıları söylenen uyarılara, yönetmeliklere aykırı hareket etmesinden ve devletle koordineli hareket etmemesinden kaynaklandığını düşünüyor. 

 

Kiliseler neden Covid-19 sağlık düzenlemelerine karşı çıkıyor?

 

Güney Kore’deki kiliselerle bağlantılı bilinen ilk koronavirüs enfeksiyonu vakası, şubat ayında 61 yaşındaki bir kadının Daegu şehrindeki Shincheonji Kilisesi’nde pozitif test çıktıktan sonra da kiliseye devam etmesiyle iki gün içinde Shincheonji kilisesine bağlı 15 kişi daha pozitif çıkmıştı.

 

 Bir ay içinde, kilise üyeleriyle temasa geçen binlerce kişinin Covid-19 pozitif olduğu ortaya çıktı ve Güney Kore’de kilise ve kiliseye gidenlerle bağlantılı yeni enfeksiyon kümeleri belirmeye başladı.

 

Mart ayına kadar, bir aydan biraz fazla bir süre içinde, Güney Kore’nin toplam enfeksiyonlarının yarısından fazlası bu kiliseye bağlandı ve en büyük küme Daegu olarak kayıtlara geçti.

 

Birinci dalganın hızla yayılmasında Shincheonji kilisesi

 

Shincheonji kilisesinin yeni enfeksiyon kümelerinin kaynağı olduğuna dair haberler yayıldıkça, Güney Kore’deki halk çağrıları arttı ve örgütü dağıtmak için hükümetin müdahalesini talep etti.

Savcılar harekete geçti adı geçen kilise ve yöneticisi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Kilise lideri, hükümetin pandeminin yayılmasını kontrol altına alma çabalarını engellediği iddiasıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından 1 Ağustosta tutuklandı.

 

Ağustos ayında tekrar alevlenen kilise tartışması yeni değil. Yolsuzluktan dolayı görevden alınan ve şu an hapiste olan bir önceki Devlet Başkanı Park zamanında da bu din adamlarının devletle gizli işler çevirme ve gizli işe alma yöntemleri nedeniyle eleştirilere maruz kalmışlardır. Coronavirus  ile bu eleştiriler daha da arttı. 

 

Kilise ve destekçileri eleştiriyi reddediyor. Hükümetin salgının kötü idare etmesinin faturasını kiliselere çıkardığını, günah keçisi olarak kullanıldıklarını, kiliselerinin  kapatılması için baskı yapıldığı ve dini özgürlüklerinin ve rahat ibadet etmelerinin ihlal edildiği kanaatindeler. Sadece bu kilise değil ağustos ayında Sarang Jeil kiliseleri de hükümet eleştirisinden nasibini aldı.

 

İkinci Dalganın sorumlusu Sarang Jeil kilisesi

 

Güney Kore, Mart ayından bu yana ilk kez Ağustos ortasında yaklaşık 279 yeni Covid-19 vakası bildirdi ve enfeksiyonlar birbirini izleyen günlerde benzer sayılarda kaydedildi. Seul büyükşehir hükümetine göre, Güney Kore’nin Yonhap haber ajansı, en az 300 yeni vakanın Sarang Jeil kilisesine bağlandığını bildirdi.

Bu yeni küme, Shincheonji kilisesi örneğinde olduğu gibi aylar önce 200.000 Güney Koreli’nin Sarang Jeil’in baş papazı Rev Jun Kwang-hoon’un gözaltına alınması için çevrimiçi bir dilekçe imzalamasıyla benzer şekilde kiliseye karşı halkın öfkesine yol açtı.

 

Reuters raporuna göre, enfeksiyonlar ilk olarak 12 Ağustos’ta kilise üyeleri arasında kaydedildi, ardından baş papaz ve diğer kilise üyeleri 15 Ağustos’ta Seul’ün merkezinde hükümet karşıtı kitlesel bir mitinge katılarak hükümet kurallarını ihlal ettiler. Baş papaz Jun dahil olmak üzere, kilisenin diğer 739 üyenin yaptırdığı test de pozitif çıktı.

 

Kiliseler ve Kore hükümeti arasındaki çatışma nedeni?

 

İki tarafın da haklılık payı olmakla beraber kavganın arka planındaki sebebine gelince sağcı bir papaz olan Rev. Jun Kwang-hoon, Başkan Moon Jae-in’in, özellikle de Kuzey Kore’ye yönelik politikalarını onaylamıyor, her fırsatta yüksek sesle de eleştiriyor. 

 

Covid döneminde genel seçimlerin yapılmasında ısrar etmek yanlıştı, seçim sonuçlarında da iktidar partisi usulsüzlük yaptı diye seçim suçlamalarıyla ilgili çıkarıldığı mahkemede kefaletle serbest kalan Jun, hükümeti eleştirmenin yanı sıra Güney Kore’de yürürlükte olan covid-19 sağlık emirlerini de defalarca ihlal etti. 15 Ağustos’ta  seçimlerdeki usulsüzlükler ilgili Seul’da hükümeti istifaya çağıran kalabalık miting düzenledi, Jun’un destekçileri, halk sağlığını yok saydı ve fiziksel mesafeye uymadı,  polisle bir tartışma ve tartışmaya girdiler. Gösteri sonrası baş papaz Jun, eşi ve yaklaşık 1000 üye o zamandan beri Covid-19 için pozitif test yaptı.

 

 

Güney Kore hükümeti, Shincheonji ile ilgili ilk kümenin keşfedilmesinin ardından hasta temas takibini uygulamaya çalıştığında, bazı kiliselerin yetkilileri, kilise üyelerinin tam listesini sunmayarak hükümet yetkilileriyle işbirliği yapmayı reddetti. Bazı kiliseler de sahte isimler ve adresler verdiği iddiaları, vaka takibini zorlaştırıyordu.

 

Virüsü yaymaktan tarikat lideri tutuklandı.

 

Ağustos ayında, Shincheonji kilisesinin başı Lee Man-hee, kilisenin üyeleri ve toplantıları hakkında bilgi sakladığı gerekçesiyle tutuklandı. Kilise bu iddiaları reddediyor ve örgütün ve üyelerinin haksız yere hedef alındığını söylüyor.

 

Sarang Jeil kilisesinin üyeleri de, liderinin ve üyelerinin siyasi görüşleri ve Güney Kore cumhurbaşkanının sesli eleştirmenleri oldukları için kasıtlı olarak bir “dini cadı avına” hedef alındığını iddia ediyor.  Baş papaz Jun Gwang-hoon daha önce Başkan Moon için “Hitler’den daha kötü” olduğunu ve “şeytanın işini yaptığını” iddia ederek büyük tartışmalara yol açmıştı. 

 

Kore’de yüz yüze ibadette ısrar eden kilise sayısı

 

Hükümet verilerine göre yüz yüze hizmet veren kilise sayısı Kuzey Jeolla Eyaletinde 4.126’da 2.526, Güney Jeolla Eyaletinde 4.016’da 2.592, Güney Gyeongsang Eyaletinde 2.638’de 1.442 ve Gangwon Eyaletinde 1.327’de 846 idi.

 

Ayrıca Ulsan’daki 318 kilisenin 198’inde, Sejong Şehrindeki 290 kilisenin 163’ünde ve Daegu’da 1.625 kiliseden 575’inde yüz yüze ibadetler devam etti. Yetkililer ayrıca Gyeonggi Eyaletindeki 7.707 kiliseden 118’inin, Incheon’daki 2.336’nın 23’ünün ve Busan’daki 1.765 kilisenin 42’sinin hizmet verdiğini tespit etti. 

 

Kolluk kuvvetlerinden, Bulaşıcı Hastalık Kontrol ve Önleme Yasasını ihlal etme suçlamasıyla bu kiliseler hakkında soruşturma açmayı planlıyor.

 

Kore’nin dini yapısı

 

Kore İstatistikleri tarafından yapılan 2015 anketine göre Korelilerin yüzde 56’sından fazlası bir dine sahip olmadıklarını söylese de, toplam nüfusun yüzde 19,7’si Protestan, yüzde 15,5’i Budist ve 7,9’u ile dini ikna sahibi kişilerin sayısı hala büyük bir yüzdesi Katolik. 

 

Genç nüfus daha az dindar

 

Güney Kore, bir dine bağlılık açısından dünyanın üçüncü en büyük yaş farkına sahip ülke: 40 yaşın altındakilerin yüzde 40’ından azı dindar, 40 yaşın üstündekilerin yüzde 63’ü. 

 

Peki kiliseler neden yüz yüze ibadette ısrar ediyor?

 

Bazı kiliselerdeki papazlar ve liderler hala yüz yüze hizmetlerde ısrar ediyorlar. Bu kiliseler ibadet hizmetlerinin “hayatın kendisi kadar, sağlık kadar değerli” olduğunu iddia ediyorlar, ancak eleştirmenler bu davranışı ‘’kiliselerini bir arada tutma ve kira ödemeleri için ihtiyaç duydukları sunuları getirme arzusu’’ olarak görüyorlar.

 

Büyük kiliseler, yüz yüze ibadetin henüz zamanı değil

 

Cemaat üyelerinin bizzat toplanmasını talep eden genel olarak iki papaz kategorisi var. Daha önce de belirtildiği gibi, birinci grup pratik ve mali kaygılar tarafından motive edilmektedir; başka bir deyişle, yüz yüze hizmetlerin çok uzun süre durdurulması cemaat boyutunu küçültebilir ve bağışları ve teklifleri azaltabilir.

 

Papaz muhalefet lideri gibi

 

 İkinci grup, tartışmalı papaz Jun Kwang-hoon gibi, Moon Jae-in yönetimine muhalefetinde açık sözlü olan ve bedeli ne olursa olsun onu tetiklemeye kararlı olanlardır. Bu tür duygulardan motive olan bazı muhafazakar papazlar, mevcut hastalık kontrol önlemlerine duydukları hoşnutsuzluğu dile getirdiler. Hükümetin beceriksizliğinin kendilerine kesildiğini düşünenler. 

 

Protestan kiliseleri arasında da bir söz birliği yok. Bazı protestan kilise papazlarına göre de bu kriz büyük ölçüde Jun Kwang-hoon’un ve aşırı sağcı Hristiyan grupların hatası. Katolik kiliseleri de hükümetin  virüs için yüz yüze ibadetlerin yasaklamasının doğru olduğunu beyan ettiler. 

 

Papazlara da vergi şartı gelince

 

Din adamları “geleneksel olarak” gelir vergisi ödememişken, önceki yönetimler bunları empoze etmeye çalışmış ancak dini grupların güçlü muhalefeti nedeniyle planı defalarca geri çekmişlerdi. 2015 yılında Ulusal Meclis’te bir vergilendirme tasarısı kabul edildi, ancak kanunun uygulanması da din adamlarının tepkisi nedeniyle ertelendi ve ancak 2018’de mümkün hale geldi.

 

Budist gruplara gelince, halktan, bazı tapınakların dağ yürüyüşü yapmak isteyenlerde milli parklara giriş ücreti toplamasını yasaklaması için sürekli çağrılar yapıldı. İnsanlar sadece dağlarda yürüyüş yaptıklarında ancak oradaki tapınakları ziyaret etmediklerinde bu tür ücretler ödemelerinin mantıksız olduğunu söylüyorlar. Ancak yıllarca süren halka açık çağrılara rağmen, hükümet ve siyasi partiler Budist toplumunu rahatsız edebilecek konuyu atladılar.

 

Burada şunu da belirtmek lazım, çoğu kilise hükümetin emirlerini uyguladı ve ibadetlerini çevrimiçi olarak yaptı. Hatta bazıları başka hristiyan cemaat ve kiliseler adına özür diledi. 

 

Kiliseler ayrıca bazen siyasi partilerle uyumludur ve bu nedenle büyük miktarda siyasi ve ekonomik nüfuz taşırlar. Jun Gwang-hoon, 2012 parlamento seçimlerine katılmak üzere kendi partisini kurmak için benzer düşünen diğer insanlarla birlikte çalışmayı bile denedi. Hıristiyan Liberal Demokrat Parti kısa sürdü, ancak çoğu kilise ile devlet arasındaki doğrudan ilişkiyi kınadı. Jun’un ulusun doğum oranını iyileştirme, beşten az çocuğu olan herkesi hapsetme politikası da anlaşılır bir şekilde o kadar popüler değildi.

 

 Kollektif şuur şart

 

Kore 3.dalgaya maruz kalmaması için yine kolektif hareket ve kolektif zekaya bir kez daha ihtiyacı var. Ülke bunun üstesinden gelmek istiyorsa, toplumsal sözleşmeye ve yasaklara karşı çıkan kiliseler de dahil olmak üzere herkesin çabası şart. 

 

Birbirlerine muhtaçlar

 

Siyasetçiler ve dini liderlerin nüfuzunu artırmak için birbirlerine ihtiyaçları var. Siyasi partiler için, dini gruplar genellikle seçimleri kazanmada veya politikalarında ilerlemede önemli bir destek tabanıdır. Bizde de olduğu gibi Kore’de de bazı milletvekilleri ve üst düzey hükümet yetkilileri gibi politikacılar, saygı göstermek ve politika güdülerine desteklerini kazanmak için genellikle çeşitli cemaatlere, dini lidere resmi ziyaretler yaparlar. Dini gruplar, özellikle Protestan Hristiyanlar, varlıklarını genişletmek ve daha fazla cemaat çekmek için sosyal etkilerinden yararlanmaktadır. Bu hareket genellikle daha fazla takipçi getirmeye yardımcı olan bir karttır.

 

Öküz öldü ortaklık bozuldu 

 

Bununla birlikte, politikacılar ve dini gruplar arasında bu tür bir işbirliği aldatıcı hale gelebilir. İyi günlerde güzel ama iktidar koltuğu sallanırken veya öküz ölünce ortaklık bozuluyor. Ortaklık bitince de kavga kaçınılmaz oluyor. Kore’deki bazı papazların  Devlet Başkanı Moon Jae-in’i hedef alması gibi. Dinin ve siyasetin doğasında var. 

 

Politikacılar ve dini gruplar yakın ilişki kurduklarında iyi ortak olabilirler. Ancak ilişki tartışmalı bir konu yüzünden bozulursa, ortaklık biterse o din adamları da politikacı veya partiler de zarar görebilir, tabanının desteğini kaybedebilir. Siyasetçi de din adamı da tabanını kaybetmek istemiyor.