Kore’de virüsün ilk yayılmasından (31.vakadan itibaren) sorumlu tutulan kiliseler. 31. vaka ise kilise giden bir yaşlı teyzenin pozitif vaka olduğu halde kiliseye gitmesi ve bunu yetkililerden gizlemesiyle o gün o kiliseye uğrayanlarda görülmeye başlayan toplu artışlar.

Kore’de neler olur? Virüsle mücadelede (K-Model) Kore modeli dünyaya örnek gösterirken son haftalardaki yeni vakalarda yüzleri aşan ani yükselişler nerede yanlış yaptılar sorusunu beraberinde getirdi.

 

Kore, önceki gün 332 yeni covid19 virüs vakası daha bildirdi. Ülkede toplam şu ana kadar 17.002 kişide covid görüldü ve virüse bağlı toplamda 309 kişi öldü.

 

10 gün önce tam da şeytanın bacağını kırdı 10’lu rakamlara düştü derken geçen cumartesi yeni vaka 279 kişinin üzerine çıktı. Cumartesi günü görülen vaka sayısı, ülkenin 8 Mart’tan (367 yeni vaka ) bu yana görülen en büyük rakam.

 

Sadece bir bölgede veya bir küme vakası değil. Ocak ayından bu yana ilk kez, ülkenin 17 büyükşehir veya ilinin tamamı COVID-19 vakaları tekrar görülmeye başlandı. Kore’de son dokuz gün içinde 2.232 vaka tespit edildi. 

 

Kore sağlık yetkilileri, Seul’ün kuzeyindeki bir kilisede izlenen vakalarda artış olduğunu ve Seul’ün merkezindeki büyük bir hafta sonu mitingine bağlı enfeksiyonların, virüsün ülke çapında yayılmasında katalizör görevi gördüğünü söyledi. 

 

Virüs vakalarındaki en son alevlenmelerin yeni yuvası Seul’deki Sarang Jeil kilisesine bağlı vakalar, bir gün öncesine göre 53 artışla Perşembe günü öğlen itibariyle 676’ya ulaştı. 

 

Devlet Başkanı Moon Jae-in corona virüslerin küme halinde veya toplu görülmesinde hep kiliseleri hedef aldı. Kiliseler de günah keçisi olmaktan rahatsız. Bazı kiliseler hükümetin ve polislerin kiliselerin üzerine çok gittiğini düşünüyor. En son 1 Ağustosta Kore’de tarikat lideri Lee Man-hee virüsü yaymaktan ve üyelerine ilişkin bilgileri gizlediği gerekçesiyle tutuklanmıştı. 

 

Geçen hafta cumartesi Sarang Jeil kilisenin başı çektiği ve hükümete yönelik protestolara sert tepki gösteren başkan Moon kiliseleri bir kez daha uyardı ve cumartesi yapılan gösteriye değinerek insanların yaşamlarını tehdit eden affedilmez bir eylemdi. Hükümet gerekirse zorunlu yollara başvurarak çok sert önlemler alacağını söyledi.

 

Vaka sayıları tekrar 300’lere çıkınca  Seul ve çevresindeki okulların açılması 11 eylül’e ertelendi. Küçük yerleşim yerlerinde de eğitim ofislerine yetki verildi. Seul’da eylül ayına kadar 10 kişiden fazla kişinin bir araya gelmesi yasaklandı. Ayrıca spor karşılaşmaları tekrar seyircisiz oynama kararı alındı. Dini ve toplu sosyal faaliyetlerin yapılmasına müsaade edilmeyecek. Busan’da plajlar tekrar kapatıldı. 

 

Ülke çapında tekrar sosyal mesafe kuralları getirildi ve bu uyarıya göre, 50 veya daha fazla kişinin kapalı mekan toplantıları ve 100 veya daha fazla kişinin açık havada toplantıları yasaklanırken, gece kulüpleri, karaoke barları, büfeler, spor salonları ve özel dershaneler gibi yüksek riskli tesisler kapalı kalacak.

 

Haberi yayına hazırlarken pazar günü sayıları da geldi. Yetkililer  pazar günü 397’ye yükseldiğini ve ülke genelindeki tüm büyük şehir ve illerde enfeksiyonların bildirildiğini söyledi. 

 

Kore sağlık yetkilileri, son günlerde koronavirüs testi pozitif çıkan birçok hastanın başkentteki kiliselerde veya kafelerde maske takılmadığı için arttığı görüşünde. Uzmanlara göre maskesiz insanların virüse yakalanma olasılığı, giyenlere göre beş kat daha fazla.

 

Korona çıktığın mart ayındaki yazımızda Korona ile mücadelede Kore’yi örnek alalım demişti. Bugün ince bir espri ile yine öyle diyelim. Virüsün ikinci ve üçüncü dalgası gelmesini istemiyorsak; Kore gibi yapmayalım. Toplu faaliyetlerde, düğün asker uğurlama ve toplu ibadet yapılan özellikle kapalı yerlerden uzak duralım. Maskeyi de çok ciddiye alalım. Hastalığa yakalananların çoğunda hafıza kaybı ve unutkanlık gibi beyinde ciddi hasarlara sebebiyet verdiğini, akıl sağlığımız için asla akıldan çıkarmayalım. 

 

Analiz Kısmı

 

Kiliselerin üzerine gereğinde fazla gidildiğini düşünüyoruz. Benzerinin Türkiye’de olmasını istemediğimiz tasvip etmediğimiz bir durum. Mesela hükümetin virüsün yayılmasını istanbul merkezli bir cemaatin yaydığını veya falanları yoğunlukta olduğu camideki kişilerin etrafa yaydığını söylese ve bir grubu veya cemaat üyelerini ötekileştirse hoş olmazdı. İlk başlarda kısmen umrecileri yaptılar ama oradaki durumda potansiyel dışardan gelenleri ve görülme riski olanları kontrol altına almak için  yapıldı. 

 

Burada kocaman bir soru işareti veya büyük tezatlığı da ifade edelim. Kiliselerin tapınakların üzerine giden hükümet mart ayında sadece 2 hafta kapalı kalan dershanelerin, etüd merkezlerinin, matematik ve ingilizce dil kurslarını olduğu özel kurumlara bir şey demediği gibi faaliyetlerinin devam etmesine izin verdi. 

Kilisilerin eleştiride haklı oldukları bir nokta da; futbol maçları, beyzbol maçları seyirciye açıldı. Sinema salonları açıldı, sanat gösterileri yapılıyor ve sergi salonları açık. Busan başta olmak üzere iç turizm için sosyal mesafeye veya seyahatlara birşey demeyen devletin protestan kiliseleri hedef göstermesi pek de doğru değil.

 

Neden çünkü devlet kapalı tutmayı sadece tavsiye etti. Kapalı kaldığı süre zarfında devletin yapacağı kira yardımı çok düşük olduğu için dershaneler iki hafta dayanabildi ve çoğu ayakta kalmak için faaliyetlerine devam etti. Devlet okulları kapalıyken bu dershaneler ve kurslar açıktı. Okulundan dersinden geri kalmasın diye özel derslere para veren veliler okula gönderirken endişeli yaklaşması da garip. Eğer öğrenci özel ders aldığı yerde de şifayı kapabilir.

 

Sonuç olarak; daha önce bu yöndeki endişelerimizi dile getirmiştik. Tekrar edecek olursak Covid19 özgürlüğü kısıtlıyor. Herkesi tek elden kontrol altına çalışıyor.
 
En son Kore’de 14 Ağustos’ta yapılan gösteriye katılanlar GSM şirketlerinden aldığı sinyal bilgisiyle tek tek tespit edildi. Sağlık bakanlığı bu kişilerin cep telefonuna mesaj göndererek Covid testi yaptırmalarına ve yaptırmamanız durumunda cezai işlem yapılacaktır diye uyar ve tehditte bulundu.
 
Kore’de 2015 yılında MERS’e yakalanan hastaları yakın takip için çıkarılan bir yasayla kişilerin telefon ve kredi kartı hareket bilgilerini mahkeme kararı olmadan polislere her an takip edebiliyor.