Bir önceki yazımızda Kore’de yapılan ilginç terapi ve motivasyon yöntemlerinden bahsetmiştik. Bunlardan bir diğeri de “Hapis Deneyimini Yaşama Terapisi” Yani resmen parasını ödeyip hapis hayatı yaşıyorsunuz. Dünyada bir çok ülkede çoluk çocuk demeden hapse girenlerin haddi hesabı yokken, Kore’de insanlar bir anlamada zindanlara düşmek için resmen para ödüyorlar.

Kore hapishane deneyimi
Kore hapishane deneyimi

Bir önceki Ölmeden Tabuta giren Koreliler bahsettiğimiz gibi terapi haberleri Türkiye’de sunulurken intihar ve strese bağlanıyor. Ama işin aslı o kadar basit değil. Zira özellikle doğu kültüründe ar, namus, hesap verebilirlik gibi konular hayati önem taşıyor. Kaldı ki gurur intiharlarının sebepleri bunlar zaten. Bu sebepledir ki, herhangi bir konuda duygularına yenik düşüp zimmete para geçirme vb.. ahlak dışı bir hareketle bir anda tepetaklak olabilirsiniz. Ya da kumar vs… yenik düşüp her şeyi tüketip yalnız da kalabilirsiniz. İşte tüm bunları yaşamamak adına gerek ölüm, gerek hapishane terapileri düzenleniyor Kore’de…

Diğer bir açından baktığınızda halkın %50’sinin dini bir yaşantısının olmadığı bir ülkede bu tür uygulamalar görmek oldukça ilginç. Bunun yanında dini inancı belli olan ülkelerde bu hassasiyeti görmek gerekmez mi? Çünkü toplum olarak kendini hesaba çekme, aşırılığa kaçmama, yolsuzluğa buluşmama gibi erdemleri özellikle dini inancı belli ve sabit olan ülkelerde de görmeli aslında…

Şehirden uzak Hongcheon taraflarında ticari işletme mantığıyla kurulan “İçimdeki Cezaevi” adı hapishane 2013’ten bu yana kendi isteğiyle mahkum olan 2 bin Güney Koreli’yi ağırlamış. Giriş ücreti 100.000 won (90 dolar) . Çoğunu stresli ofis ortamından bunalan masa başı çalışanlar ve ülkedeki sınav eğitim sisteminden zorlanan öğrenciler oluşturuyor.

5 metrekarelik hücrelerde bir nevi inzivai hayat yaşanıyor ve  kuralları da oldukça katı. Mahkumların birbirleriyle konuşmaları, cep telefonları veya saat gibi objelerin kullanılması yasak. Girişte mavi renkte üniforma giymek zorunda ve kalacağı hücrede bir minder, çay seti ile kağıt – kalem verilen mahkumlar alttan ısıtmalı olduğu için yatak döşeksiz yerde yatıyor. Ayrıca odalarda küçük bir tuvalet var ama ayna yok.

Tam bir mahkumiyet yaşaması için yemek menüsü de sade. Kahvaltıda sadece pirinçli yulaf lapası ve akşam patates ve muzlu içecek veriliyor.

Bu cezaevinin kurucusu Noh Ji-Hyang, bu fikrin haftada 60 saat çalışmak zorunda kalan savcı eşinden çıktığını söylüyor. Eşinin “Bazen bir hafta bir hücreye kendimi tıkayıp, dinlenmek ve rahatlamak istiyorum…” demesiyle başlamış.

Sonrasında girişimci  “İçimdeki Cezaevi” adlı cezaevi deneyim hapishanesini açmış…

Sizce Türkiye’de bu tarz bir işletme kar edebilir mi? Ne dersiniz?